Ey sevgili dost,
Çok küçük yaşlarda tanıdık biz birbirimizi. O sıralar babamın yokluğu bana oyun gibi geliyordu. Çocuk aklım onsuz yaşayabileceğim gerçeğini bir türlü kabullenmedi.. Bense hala her çalan kapının ardında onu bulmayı umuyordum. Umuyordum ya, hiçbirinde umduğumu bulamadım. Bu yüzden çaresizliğime boyun eğdim zamanla. Ve bu zamanın bir yerinde karşıma sen çıktın.
Mahallemize, babam gittikten hemen sonra taşınmıştınız. Birgün bizim apartmanın önünde, tek başıma oyun oynadığım bir sırada seni gördüm. Beni sıcak gülümsemenle kucaklayışını hayretle karşıladım. O zamana değin görmediğim bu sıcaklık karşısında nasıl davranacağımı bilemedim önce. Şaşkınlığım geçince elimi uzattım sana ve sen benim en iyi arkadaşım oldun..
Ne çok oyun oynardık seninle o zamanlar..Öyle ki bir süre sonra annem bile sensiz bir ben düşünemez oldu. Şu meşhur akşam gezmelerine çıkmadan önce, canım sıkılmasın diye senin elinden tutar, doğru bize getirirdi.. Birlikte dünyadan kopacak kadar güzel vakit geçirdiğimizi bilirdi de gözü arkada kalmadan çekerdi kapımı. Nereden anlamıştı birbirimizi bu kadar sevdiğimizi? Belki de anlamaya gerek duymadan öylesine kabullenmek istemişti, kim bilir..
İlkokula yeni başladığımız günleri hatırlıyorum da, sınıftakilerden farklı olarak sadece biz tanıyorduk birbirimizi. Onlar yeni bir ortama girmenin gerginliği içinde durmaksızın ağlarken biz kol kola karşılarına geçip gülüyorduk. Ne kadar da komiktiler!.. Sonra zaman geçtikçe, ben sınıftaki herkesin yavaş yavaş adını öğrendikçe sen tüm bencilliğinle küsüp gitmelere başladın tenefüs aralarında.. Giderek benden uzaklaştın..
Bu anlamsız kıskançlığa akıl sır erdiremedim ama ne yalan söyleyim birgün bile aramadım arkasını. Artık etrafımda benimle oynayabilecek bir sürü arkadaşım vardı. Beni bırakıp gitmelerin hoşuma gitmese de, sırf bunun rahatlığıyla sorgulama gereği duymadım. Ama günün birinde, çok sevdiğim bu yeni arkadaşlarım gözlerini kırpmadan attılar beni oyundan. Oysa mızıkçılık yapan ben değil onlardı. Sırf bunu yüzlerine vurduğum için varlığımı kaldıramadılar. Kendi başıma ne yapacağımı düşünmeye başlamıştım ki, tekrardan sessiz sessiz bana sokulduğunu gördüm. Eskisi gibi benimle olmak istediğini çıkardım davranışlarından. Mahcubiyetimi saklamadan, elimden geldiğince sana kollarımı açtım. Yeniden en yakın arkadaşımdın işte..
Güzel zamanlarımız oldu bizim. Sessizliğimi senin sessizliğinde eritip o hiçbir zaman tadına varamadığım çocukluğumu yaşadım. Senin yanındayken hep daha mutlu, daha umutlu ve güvende hissettim. Gün geldi, annem bile kandırdı beni yalanlarıyla. Ama sen en ufak bir kandırmaca oyununa girmedin. Annem gibi, mızıkçı arkadaşlarım gibi oyunbozanlık yapmayışını sevdim. Ta ki beni bir kez daha hayal kırıklığına uğratana dek.
Her şeyin güzel gittiğini düşündüğüm bir an, aniden çıktın hayatımdan. Oysa sessizliğimizden hiç bu kadar hızlı kopmamıştın. Ben yine senle sensizlik arasında bir yerlerde asılı kaldım. Sen ise hayatımıza yeni giren insanlara rağmen hala birbirimize yetebileceğimize bir türlü inandıramadın kendini. Çocukluğumuzda olduğu gibi bencilliğine büründün ve uçuverdin semalarımdan.
Üniversiteye yeni başladığımız yıldı ve ben hayatımda ilk defa birini sevdim. Aklımda hayalini taşıdığım zamanlarda, onu bir sana anlattım. Günlerce ve gecelerce sevda türküleri mırıldandım durmadan. Tüm bu zamanlarda sen hep yanıbaşımdaydın. Sonunda bir gün hislerim karşılık buldu. Ama sen verdiğin onca aklı unutmuş gibi, sevincime bozulmuş gibi arkana bakmadan çekip gittin. Sevdamı kazandığım sıra seni kaybettim. Defalarca kendime sordum gidişini. Şeytanın dürttüğü zamanlarda benle aynı sevdaya düştüğünü bile sandım. Ama hiçbir zaman bilemedim gerçeğin kendisini.. Hiçbir zaman bilemedim ey sevgili dost!..
Sadece ikimize ait olan bir dünyayı yok saymamaymış sitemin. kendi mutluluğumda, sevdamda seni aramaz sormaz olmam sebep olmuş kırılışına... vefasızlığımla seni parça parça yok ettiğimi görememişim. seni istemeyecek kadar kaptırmışım kendimi sevda oyununa. istediğim müddetçe var olduğunu istenmediğinde gidecek kadar gururlu olduğunu unutmuşum yalnızlığım. kendimle sevdamla o kadar dolmuş taşmıştım ki yokluğunu uzun bir süre fark etmemişim. Ta ki sevdasızlığımla başbaşa kalana kadar...
şimdi sensizim ey sevgili dost. yüzüm yok kollarına atılmaya ama o kadar çaresizim ki. sen., yalınızlığım kendi kendiliğimde en büyük rehberim, en büyük sığınağım... ne olur aç kollarını, sar sarmala beni ve bildiğim tanıdığım diyarına kabul et tekrar..!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder