24 Ocak 2011 Pazartesi

yağmur, gece, sonsuzluk ve ölüm

Karanlık çöktü yine alçak tepelerime.. Gecenin bu kör  karanlığı her düşen yağmur damlasıyla birlikte yanlızlığımı bir kez daha yüzüme vuruyor. Alçak ve ıssız tepelerimde bir ben kaldım şimdi; bir de inadıma yağarmışçasına boşalan yağmur.. Korkmuyorum ne geceden ne de yağmurdan!.. Yanlızca geceyle ve yağmurla birlikte bana sokulan yanlızlığım korkutuyor beni.
     Ölüm kimi zaman kurtuluşummuş gibi el sallıyor bana gökyüzünden. Karşılık vermek, ona koşmak ve bambaşka  masallara yolculuk yapmak için delicesine çırpınsam da nafile.. Arkasındaki sonsuzluk sinsice sırıtıyor ve yeniden hatırlatıyor yanlızlığımı.
  Sonsuzluk;  Ne başı var ne de sonu.. ve bu kocaman boşlukta çaresizce çırpınmak, çaresizliğimi hiç umulmamış  korkulara dönüştürüyor belki de.
  Gece; birbirine karışmış darmadağın hayallerimi çağırıyor
  Yağmur; sensiz düşen her damla göz yaşının en gerçek kanıtı belki de..
  Sonsuzluk; nefesimi her saniye bir kez daha tüketen, dalgalarıyla boğuştuğum uçsuz bucaksız bir okyanus..
  Ölümse; sonsuzluk denizine ulaşabilmek için geçilen bembeyaz ışığın altındaki o malum kapı..
                                                       
                                              

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder